Anti-Nükleer Haberler:


Anti-Nükleer Cephe
Web Sitesi

%52 Ana sayfa

 

Böyle Olacaktır Türkleerin Atomla Macerası: Sene 1, Yangın 1!

Kopacaktır vaat ettiği kıyamet nükleerin;
Kim bilir belki yarın,
belki yarından da yakın!

1 Şubat 2007 Cuma

Türkleer’in atomla imtihanı epeyce hararetli sürüyor… Öyle ki Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun, Ankara’nın Sarayköy ilçesinde kurduğu “çok amaçlı” nükleer tesiste yangın çıktı! Nükleer tesisteki yangın, mesai saatleri dışında çıkmış, müdahale için gelen itfaiye, özel izin gerektiren kartlarla açılabilen kapıları tabii ki açamamış ve kapıda kalakalmış. “Yetkisi olmayan” itfaiye böylece, bir süre nükleer yangını seyretmiş zorunda kalmış. Daha sonra yetkili nükleer şahısların teşrifiyle itfaiye yangına müdahale edebilmiş ve yangın çok büyümeden kontrol altına alınabilmiş. İtinayla gözlerden ırak tutulan bir nükleer olay daha… İşte böyle olacaktır Türkleerin atomla macerası: Sene 1, yangın 1!

Tesisin hikmetinden sual olunmaz yetkilileri, sabotaj ihtimalini çok düşük olduğunu, yangından en çok füzyon (nükleer kaynaşma: farklı iki element çekirdeğinin birleşerek daha ağır bir atom çekirdeği oluşturması) laboratuarının etkilendiğini, araştırma laboratuarları ve büyük analiz cihazlarının etkilenmediğini buyurmuşlar. Tesiste yangının meydana getirdiği tahribat konusundaki inceleme sürüyor; gerçek sonuçları asla bizim öğrenemeyeceğimiz şekilde elbette. Özellikle nükleer konusundaki incelemeler itinayla iç edilir!

TAEK’in 20 milyon dolarlık yatırım yaparak, 100 bin metrekare alan içinde, 2 bin 300 metrekare kapalı alanda kurduğu tesis için Atom Hilmi, 2006 yılının ağustos ayında Belçikalı IBA şirketiyle protokol imzalamıştı. Protokolün imza günü o kadar sevinçliydi ki nükleer saçmalamaları konusunda bir zirve yapmıştı! Sağlıktan çevreye her derde deva olacağını iddia ettiği nükleer tesisin, milyonlarca dolar verilerek ithal edilen nükleer malzemelerin yurtiçinde üretimini sağlayacağı yalanını sallamakta bir beis görmemişti! Nükleer piyasası bağımlılığın temel olduğu bir piyasadır. Gasp düzeninde siyasi ve ekonomik bağımsızlık nasıl kuyruklu bir yalansa, nükleer malzemeler konusundaki bağımsızlık da öyle bir yalandır. Bu tesiste, nükleer silah üretimiyle ilgili araştırmalar konusunda olduğu gibi…

Atomcu Kulüp Pervanesi ve Atom Hilmi gibi gerontokratların nükleerci katillerle yaptıkları işbirliğinin muhtemel sonucu, bu yangında olduğu gibidir! Bir sabah, “düşmanlarımız varmış ama enerjimiz yokmuş…” masallarıyla, II. Bush’un emriyle, nükleerci katillere para kazandırmak için burnumuzun dibine yerleştirdikleri saatli atom bombası da böyle bir umursamazlık ve gizlilikle hayatlarımıza çökecek! Bu olayda olduğu gibi, başka bir iktidar çekişmesi meselesiyle “gündemin başı bağlanmış” olacak! Hayatlarımız, geleceğimiz, havamız, suyumuz, toprağımız nükleerLEŞirken onlar inceleme başlatacak, her evden bir şehit yerine bu kez kansere kurban verilirken, sahibinin sesi yetkili katiller bilimsel bağlantılar kurulamadığından dem vuracaklar! Tıpkı şimdi, Çernobil felaketi ile Karadeniz bölgesindeki kanser vakaları arasında kuramadıkları gibi! Göz göre göre, bilimsel bilimsel yalan söyledikleri gibi…

Nükleer santral, bir seri cinayettir!

Nükleer santral, silah, sefalet istemiyoruz!

Nükleere inat, yaşasın hayat!

 

Haftanın Altın Gübresi

Alıverir bir yazlık, herkese atar bir kazık!

Atom Hilmi, al Gül’üm ver Gül’ümle enerjik enerjik gittiği Kazakistan’dan dönüşünde küçük bir nükleer bomba daha patlattı! Nükleer ölüm santraline karşı hayat diyenler ve özellikle çok sevgili Sinoplular… Eğer burnunuzun dibine saatli atom bombası yerleştirilmesine razı gelirseniz, Atom Hilmi ile komşu olabilirsiniz! Çünkü Sinop’a nükleer ölüm santrali yapılırsa Atomla Kafayı Bozmuş Olduğu İçin Ne Dediğini Bilmeyen Hilmi de Sinop’tan yazlık alacak!

>>>