|
Böyle Olacaktır
Türkleerin Atomla Macerası: Sene 1, Yangın 1!
Kopacaktır
vaat ettiği kıyamet nükleerin;
Kim bilir belki yarın,
belki yarından da yakın!
1 Şubat 2007
Cuma

Türkleer’in atomla imtihanı
epeyce hararetli sürüyor… Öyle ki Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun,
Ankara’nın Sarayköy ilçesinde kurduğu “çok amaçlı” nükleer tesiste
yangın çıktı! Nükleer tesisteki yangın, mesai saatleri dışında
çıkmış, müdahale için gelen itfaiye, özel izin gerektiren kartlarla
açılabilen kapıları tabii ki açamamış ve kapıda kalakalmış. “Yetkisi
olmayan” itfaiye böylece, bir süre nükleer yangını seyretmiş zorunda
kalmış. Daha sonra yetkili nükleer şahısların teşrifiyle itfaiye
yangına müdahale edebilmiş ve yangın çok büyümeden kontrol altına
alınabilmiş. İtinayla gözlerden ırak tutulan bir nükleer olay daha…
İşte böyle olacaktır Türkleerin atomla macerası: Sene 1, yangın 1!
Tesisin
hikmetinden sual olunmaz yetkilileri, sabotaj ihtimalini çok düşük
olduğunu, yangından en çok füzyon (nükleer kaynaşma: farklı iki
element çekirdeğinin birleşerek daha ağır bir atom çekirdeği
oluşturması) laboratuarının etkilendiğini, araştırma laboratuarları
ve büyük analiz cihazlarının etkilenmediğini buyurmuşlar. Tesiste
yangının meydana getirdiği tahribat konusundaki inceleme sürüyor;
gerçek sonuçları asla bizim öğrenemeyeceğimiz şekilde elbette.
Özellikle nükleer konusundaki incelemeler itinayla iç edilir!
TAEK’in 20 milyon dolarlık
yatırım yaparak, 100 bin metrekare alan içinde, 2 bin 300 metrekare
kapalı alanda kurduğu tesis için Atom Hilmi, 2006 yılının ağustos
ayında Belçikalı IBA şirketiyle protokol imzalamıştı. Protokolün
imza günü o kadar sevinçliydi ki nükleer saçmalamaları konusunda bir
zirve yapmıştı! Sağlıktan çevreye her derde deva olacağını iddia
ettiği nükleer tesisin, milyonlarca dolar verilerek ithal edilen
nükleer malzemelerin yurtiçinde üretimini sağlayacağı yalanını
sallamakta bir beis görmemişti! Nükleer piyasası bağımlılığın temel
olduğu bir piyasadır. Gasp düzeninde siyasi ve ekonomik bağımsızlık
nasıl kuyruklu bir yalansa, nükleer malzemeler konusundaki
bağımsızlık da öyle bir yalandır. Bu tesiste, nükleer silah
üretimiyle ilgili araştırmalar konusunda olduğu gibi…
Atomcu Kulüp Pervanesi ve
Atom Hilmi gibi gerontokratların nükleerci katillerle yaptıkları
işbirliğinin muhtemel sonucu, bu yangında olduğu gibidir! Bir sabah,
“düşmanlarımız varmış ama enerjimiz yokmuş…” masallarıyla, II.
Bush’un emriyle, nükleerci katillere para kazandırmak için
burnumuzun dibine yerleştirdikleri saatli atom bombası da böyle bir
umursamazlık ve gizlilikle hayatlarımıza çökecek! Bu olayda olduğu
gibi, başka bir iktidar çekişmesi meselesiyle “gündemin başı
bağlanmış” olacak! Hayatlarımız, geleceğimiz, havamız, suyumuz,
toprağımız nükleerLEŞirken onlar inceleme başlatacak, her evden bir
şehit yerine bu kez kansere kurban verilirken, sahibinin sesi
yetkili katiller bilimsel bağlantılar kurulamadığından dem
vuracaklar! Tıpkı şimdi, Çernobil felaketi ile Karadeniz
bölgesindeki kanser vakaları arasında kuramadıkları gibi! Göz göre
göre, bilimsel bilimsel yalan söyledikleri gibi…
Nükleer santral, bir seri
cinayettir!
Nükleer santral, silah,
sefalet istemiyoruz!
Nükleere inat, yaşasın hayat! |