Anti-Nükleer Haberler:


Anti-Nükleer Cephe
Web Sitesi

%52 Ana sayfa

 

 

İda'nın Hermes'e Öfkesi

Siyanürlü altınla yok edilmek istenen Kaz Dağları ya da efsanevi adıyla İda, kurnazların, düzenbazların, hırsızların yol göstericisi Hermes’le konuşuyor. Hermes’in oğlu Pan, ormanın derinliklerinde gördüğü güzel orman perisi Pitys’e âşık olur. Pitys’i seven başka biri daha vardır, o da Kuzey Rüzgârı’dır. Pan ve Kuzey Rüzgârı ölümcül bir rekabete girerler, Pitys bir de Pan’ın aşkına karşılık verince, bunun sonucu pek hayırlı olmaz. Pitys rüzgâr tarafından kaçırılır ve acımasız işkencelerle öldürülür. Sevgilisinin cansız bedenini gören Pan kahrolur ve onu bir köknara çevirir. Her Kuzey rüzgârı estiğinde köknarların ağladığı, kozalaklarından gözyaşlarını akıttığı rivayet edilir. İda’nın yamaçları köknarlarla bezenmiştir.


İda dağının tepesine kara bulutlar çöktü, Güre çayı köpürdü,

İda kötü bir kâbustan uyanmak istercesine haykırıp

Kollarını bir o yana bir bu yana savurdu

Güre’nin suları kabarıp köknarların dallarına değdi

İda’nın yamaçlarında kuzey rüzgârları uğulduyordu

İda bağrından taş ve toprakları silkeleyerek haykırdı:

“Oğluna ihanet ettin Hermes! Oğluna ihanet ettin Hermes!

Oğlun Pan ve Kuzey Rüzgârı orman perisi güzel Pitys’e tutkun değil miydi?

Pitys, Pan’ı sevince Kuzey Rüzgârı deli deli esmedi mi?

Kuzey Rüzgârı Pitys’i kaçırıp zalimce işkencelerle öldürmedi mi?

Oğlun Pan aşkını kaybedince kahrından onu bir köknara çevirmedi mi?

Ve o köknarlar benim bağrımda her Kuzey Rüzgârı’yla birlikte kozalaklarından gözyaşları dökmedi mi?

Şimdi sen hangi uğursuz uğultularıyla yamaçlarımı döven Kuzey Rüzgârlarını çağırdın buraya?

Pan’ın diktiği köknarları bağrımdan koparıp almaya?

Gözyaşlarını daha bir derine akıtmaya

Ve binlerce canlıyı yeşerttiğim topraklarımı öldürüp karartmaya

O hain Kuzey Rüzgârları, Hades’ten ödünç aldıkları altın pırıltılı pelerinlerini giyip gitmeyecek mi?

Yıkıntıları ardında bırakıp, esmeyecekler mi, altın huzmeleriyle gözleri kör edercesine?

Parlak ölümün cazibesine kapılan körleşmiş gözler, duyacak mı İda’nın haykırışını:

Hermes, ihanetinin bedelini yüzyıllar bile ödeyemeyecek?

Yol gösterip yoldaş olduğun Kuzey Rüzgârları’na zehirlettiğin topraklardan

Bir ot bile yeşermeyecek, hayvanlar nefes alıp vermeyecek, sular çağıl çağıl akmayacak

Topraklarıma sarılan köknarlar kök vermeyecek, gözyaşlarını akıttığı pınarlar kuruyacak,

İda, yüreğindeki nefesi yitirip yavaş yavaş ölüme terk edilecek.

Hermes sana altından bir asa ve tabut mu vaad ettiler?

Yitik ruhların tutunduğu altından bir asa hayat verebilir mi?

Ya da altından bir tabut, Hades’in yedi kat yerin altındaki karanlığını aydınlatabilir mi?

Hermes, çek Kuzey Rüzgârları’nın hançerini bağrımdan,

Bak oğlun Pan ve köknarlar nasıl sıkı sıkı tutunmuşlar eteklerime, gör hallerini

Nasıl sular kabarıp köpürüp dövüyor yamaçlarımı

Altından ölümün parlaklığına kanıp kast etme toprağın binlerce rengine.

Kuzey Rüzgârları sağır etmesin kulaklarını içimde haykıran binlerce canlının sesine

Hermes! Sana bağrında beşiklik eden topraklara bir avuç altın için ihanet etme!

Gözünü kamaştıran parlaklığının ardında Hades’in karanlık ölümü bekliyor.

İda’nın çığlıkları sarsın her yanını, ölümün gölgesini üzerime çökertme!

 

 

Haftanın Altın Gübresi

Alıverir bir yazlık, herkese atar bir kazık!

Atom Hilmi, al Gül’üm ver Gül’ümle enerjik enerjik gittiği Kazakistan’dan dönüşünde küçük bir nükleer bomba daha patlattı! Nükleer ölüm santraline karşı hayat diyenler ve özellikle çok sevgili Sinoplular… Eğer burnunuzun dibine saatli atom bombası yerleştirilmesine razı gelirseniz, Atom Hilmi ile komşu olabilirsiniz! Çünkü Sinop’a nükleer ölüm santrali yapılırsa Atomla Kafayı Bozmuş Olduğu İçin Ne Dediğini Bilmeyen Hilmi de Sinop’tan yazlık alacak!

>>>