Anti-Nükleer Haberler:


Anti-Nükleer Cephe
Web Sitesi

%52 Ana sayfa

 
 

Siyanürlü katillerin kazdığı mezarlıklar:

BERGAMA, LEFKE, EŞME'de

siyanürlü ölümden geriye kalanlar

Siyanürlü katillerin “birkaç ağaç keseceğiz o kadar, doğaya hiç zararı olmayacak” dediği Bergama Ovacık’taki altın madeninin bugünkü görüntüsü. Her yıl tonlarca siyanür kullanılan, dağları yamaçları un ufak edilen Bergama’daki altın madeni her geçen gün kanserden ve ölümden başka bir şey getirmeden bir canavar gibi doğayı ve canlıları kemiriyor.


Siyanürlü şirketlerin hallaç pamuğuna çevirdiği Bergama-Ovacık’a girmek için yapmadığı dalavere kalmadı. Ramazan’da iftar sofraları kurmaktan gençleri iş vaadiyle yanına çekmeye, zengin ve fakir, topraklı ve topraksız köylüleri birbirine düşürmekten, rakip köy kahveleri kurmaya, düğünlere sünnetlere katılmaktan sosyal etkinlikler, şenlikler düzenlemeye... Ama işin en korkuncu yıllardır bağrından beslendikleri, kaç kuşağı büyüttükleri toprağı bir avuç altına satanlar oldu. İlk önce siyanürlü katil şirketlerin tekliflerine karşı durdular ama sonra altının pırıltısına kapılıp gözleri kör oldu.


Siyanürcü saldırıların karşısında günden güne eriyen Bergama… Katil şirketlerin kılıktan kılığa girerek Bergama’da taş taş üstünde bırakmama girişimlerinin son ayağı katliamların yerli şirket Koza Altın İşletmeleri eliyle yapılacağı yönündeki dolandırıcılıklarıdır. Sanki katliamın boyutlarında bir değişiklik olacak! Bütün dünyada siyanürcü katil şirketlerin çalışma tarzları aynı: Önce bir yere bir şirket adıyla girip kanser gibi çoğalarak katliamlarını ört bas edebilecek küçük şirketçikler kurup, hatta nükleerci katillerle de işbirliği yapıp, altını, madeni ne varsa derleyip toplayıp zehiri, pisliği bırakıp oradan çekip gitmek. Bergama topraklarını da böyle korkunç bir geleceksizlik bekliyor. Ama bizim durup olanları izlemeye niyetimiz yok.


Kaz Dağları’nı altını oyacak şirketlerden birinin Uşak’ta yaptıklarının resmidir. Uşak Eşme’de altın madeninin açılmasını izleyen günlerde toplu siyanür zehirlenmesi vakası yaşandı. Birçok köylü kusma, baş dönmesi gibi şikâyetlerle sağlık ocaklarına akın etti. Bazılarının kanında yüksek oranda siyanür bulundu, şirket-hükümet işbirliğiyle bu olay ört bas edilmeye çalışıldı. Eşme’de insanlar siyanürden zehirlendikleri için neredeyse suçlu bulundu. Altın madenini ve şirketleri koruyan üniformalı katiller bir anda oradaki yaşamı sıkıyönetime çevirdiler.


Kıbrıs Lefke’de siyanürlü ölümün 30 yıl sonra süren etkileri…
Bu topraklarda Kaz Dağı’nın altını oyacak şirketlerden Cominco’nun 1932-1974 yılları arasında işlettiği Lefke altın madeninde hala 150 bin ton atık siyanür bulunuyor. Ve ölüm saçmaya devam ediyor. Siyanürün yanı sıra altın madeninin yakınlarındaki ölümcül ağır metaller bölgede yaşayanlarda kanser vakalarını arttırmış durumda. O yıllarda madende çalışan işçilerden birçoğu kanserden ölmüş ve halen hastalıkla mücadele eden onlarcası var. Şirket alacağını alıp gitmiş ama ardında bıraktığı ölüm gelecek nesilleri tehdit etmeye devam ediyor.


Lefke’de siyanürlü katil Cominco’nun ardında bıraktığı zehirler kıyılara vururken. Altın madenini terk edeli 30 yılı aşkın bir süre olmasına rağmen, hala her yağmur yağdığında siyanürlü topraklar içindeki ağır metaller Lefke kıyılarını ölüme boyuyor. Lefke altın madeninin çevresi 30 yıldan beri canlı yaşamına hasret kıraç topraklar olarak kaldı. Ve orada yaşayan insanlar için her nefes ölümü solumak demek.


Kaz Dağları’ndaki sondaj çalışmaları sırasında kullanılan kimyasal maddeler nedeniyle toprak yapış yapış bir hal aldı. Katiller bunun zararlı olmadığını iddia etse de görüntüler hiç de dedikleri gibi değil.


Kaz Dağları’nın bağrına siyanürlü şirketler tarafından hançerler saplanırken. Yapılan ilk sondaj çalışmalarında bile Kaz Dağları’nı nasıl bir geleceğin beklediğinin ilk izleri ortaya çıktı. Homeros’un ‘Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası' diye bahsettiği efsanevi İda’nın yamaçlarında siyanürlü katiller dozerleriyle, kazmalarıyla, kürekleriyle katliama başladılar. Ama Kaz Dağları’nı göz göre göre siyanür mezarlıklarına çevirmeleri o kadar da kolay olmayacak. İda siyanürlü idama mahkûm değil!

 
 

Haftanın Altın Gübresi

Alıverir bir yazlık, herkese atar bir kazık!

Atom Hilmi, al Gül’üm ver Gül’ümle enerjik enerjik gittiği Kazakistan’dan dönüşünde küçük bir nükleer bomba daha patlattı! Nükleer ölüm santraline karşı hayat diyenler ve özellikle çok sevgili Sinoplular… Eğer burnunuzun dibine saatli atom bombası yerleştirilmesine razı gelirseniz, Atom Hilmi ile komşu olabilirsiniz! Çünkü Sinop’a nükleer ölüm santrali yapılırsa Atomla Kafayı Bozmuş Olduğu İçin Ne Dediğini Bilmeyen Hilmi de Sinop’tan yazlık alacak!

>>>