|
Nehirler hayat değil siyanürlü ölüm
taşıyor!

2000 yılının 30 Ocak günü
Romanya’nın kuzeyindeki Baia Mare şehrinde, Avustralyalı gaspçı
Esmeralda Exploration ve Romanya devletinin madencilik şirketi
REMİN’in ortaklığı olan AURUL’un altın madenindeki atık havuzu
çöktü ve 100 bin metreküp siyanürlü atık Tizsa nehrine boşaldı.
Bu atık havuzu, açgözlü gaspçıların pisliklerini tekrar elden
geçirmek için beklettiği bir ölümcül bir çöplüktü.
Avrupa’da Çernobil’den
sonraki en büyük felaket olarak kabul edilen bu olayın
etkilerinin tam olarak neler olduğunu bilmiyoruz. Siyanürlü
atıklar, kısa sürede Romanya, Macaristan ve Sırbistan ve tüm
Balkanları etkiledi. Tizsa nehrindeki siyanür oranı normalin
yirmi katına çıktı. Tonlarca balık ve su canlısı siyanürlü
atığın yayılmasıyla beraber kıyılara vurdu. Siyanürlü gaspçı
katillerin kazdıkları mezarlar yetmedi, nehirleri tüm
Balkanlar’a ve Karadeniz’e ölüm taşıyan bir felakete çevirdiler.

İki hafta içinde
balıkların %80’inin öldüğü ve nesli tehlikede olan bazı türlerin
artık tamamen yok olduğu tahmin ediliyor. Tizsa’nın öldüğü ve
artık bakterilerin bile Tizsa’da yaşamayacağı açıklandı. Sadece
balıklar ve su canlıları değil, kuşlar ve başka memeliler de
siyanürden etkilendi. Su kaynaklarıyla beraber tarım alanlarının
sulanmasında kullanılan sular bu zehirden etkilendi. Ekosistem
içindeki tüm canlılar ve besin zinciri de bu faciadan fazlasıyla
etkilendi. Örneğin, Sırbistan'ın kuzeyi, ülkenin ‘‘buğday
deposu’’ olarak biliniyor ve buğday tarlalarının sulanmasında
Tizsa nehrinden yararlanılıyordu!
Tizsa Nehri'ndeki ölü
balıklar kauçuk eldivenli ekipler tarafından toplanıp plastik
torbalara yerleştirildi ama tabii ki siyanürlü leşlerin
doldurduğu poşetlerin akıbetinin ne olduğu hakkında bilgi yok.
Zehirli Tizsa suları Tuna ile birleşti ve Yugoslavya’da da
tonlarca ölü balık kıyılara vurdu.
Felakete yol açan
Avustralyalı gaspçı katil Esmeralda ve Romanya devleti, her
zamanki Azrail umursamalıkları ve yalancılıklarıyla “zarar”ın
abartıldığını, sudaki siyanür oranının giderek düştüğünü ve
tehlikenin ortadan kalktığını iddia edebildi. Bu gaspçı katilin
gasp ettikten sonra zehirli bir çöplük haline getirdiği,
getirmeye çalıştığı yerler arasında bu topraklar da var.
Balkanlar’ı ve Karadeniz’i ve muhtemelen bu toprakları da
etkileyen, etkileyecek olan felaketin baş faili Esmeralda,
Bergama’da siyanürlü gasp ve katliam yapma peşindeki
Normandy’nin şirketi!
Katliamın
faillerinden Romanya devletinin, kısa adı Çevre Bakanlığı olan
“çevrede ne varsa gaspçı katillere peşkeş çekelim, cebimizi
dolduralım bakanı” Anton Vlad ise siyanürün engin Tuna nehrinde
etkisini yitireceğini iddia etti. Anlaşılan gaspçı saldırıların
olduğu her yerde bir Cahit Aral, bir Hilmi Güler var!
Baia Mare felaketi,
doğrudan altın avcısı mezar kazıcılarının eseridir. Hayat
kaynağı nehirlerden zehir akarken ve kıyılara tonlarca zehirli
balık vururken dahi vicdansızca bu lafları edenler, altın için
yapılan siyanürlü katliamın uzun vadeli etkilerini asla kabul
etmeyecekler. Tıpkı şimdi Çernobil konusunda olduğu gibi…
Zamanında radyasyona bulanmış insanlara bir de üstüne
radyasyonlu çayların, fındıkların yedirenler, bugün Karadeniz’de
neredeyse her evde kanser olmasıyla Çernobil faciası arasında
hiç bağlantı kuramıyorlar! Karadeniz’de kanser vakası patlaması
olduğunu bile yüzsüzce kabul etmeyenler, Çernobil’le
bağlantısını nasıl kursunlar! Görülen o ki bu nükleercinin sesi
bilimci, siyasi zerzevat da Çernobil’den bayağı etkilenmiş.
Bünyelerinde ne kalp kalmış, ne beyin! Ölüler ve ölü seviyorlar!
Ama biz nükleere de inat,
siyanüre de inat yaşasın hayat diyoruz. Bu topraklarda
Çernobiller, Baia Mare’ler, yeni Eşmeler olmasına izin
vermeyeceğiz!
Kaz
dağlarında mezar kazıcılara yer yok!
|