|

•
Nerdeyse 4500 yıldır iktidar ve çıkar ilişkilerinin süsü olan
altının tarihi kanlı bir tarihtir. Para olmuş, krallara,
imparatorlara taç olmuş, imparatorlukların “keşfettikleri” yerlerde
katliamlarının, savaşların sebebi olmuş en önemli ticari değişim ve
birikim aracıdır. Açgözlülüğün, sahip olma hırsının, korkunun,
iktidarın sembolüdür. Dünya tarihindeki bütün katliamlar, talanlar,
savaşlar, gasplar tarihe altın harflerle yazılmıştır. İnkaların
hazineleri, Afrikalıların altın yatakları onların felaketi oldu ve
olmaya devam ediyor. Bu topraklarda, siyanürden çok önce de altın
cinayetlere neden olmuştur; Ermenilerin altınları soykırımcıların
avuçlarını kaşındırmıştır mesela.
• Yaklaşık bir
yüzyıldır da siyanürlü-zehirli bir tarihi var altının. İnsanların
mutlu günlerinde; doğumlarda, düğünlerde, sünnetlerde taktıkları
altınlar hep başkalarının felaketiydi. Ama artık yeni doğmuş bir
bebeğe takılan altın belki de onun hayatını elinden alacak; çünkü
onu çok seven anası, babası hayatı, doğayı, canlıları onunla değiş
tokuş ediyor! Çünkü altın çıkarmak için kullanılan siyanür bilinen
en tehlikeli zehirlerden biri ve altın gaspçıları kazdıkları
mezarlarda tonlarca siyanürlü atık üretiyor.
Siyanür
1. Siyanür
asidin 50 miligramı, bir insanı öldürüyor. Siyanür dokulara
oksijen taşıyan hemoglobini indirger, yani kanın oksijen taşıma
özelliğini yok eder. Hava, su, yiyecekler ve temas yoluyla vücuda
geçer. Atık sular litresinde 0.1 mg üzerinde siyanür içerse bile
balıkların ve çoğu su canlılarının ölümüne sebep oluyor.
2. Siyanür
solunum yoluyla bile öldürücü etki gösterir. Isıya maruz kaldığı
durumda ayrışmaya başlar ve zehirli duman çıkarır. Bu zehirli
dumana maruz kalmak, beyin, akciğer ve kalp üzerinde kısa sürede
etki yapar, komaya ve ölüme neden olur.
3. Yenilip,
içilmesi ve dokunulması durumunda da hızla zehirlenme etkisi
gösterir. Vücuda geçtikten sonra son derece hızlı bir şekilde
dolaşım sistemine ulaşır. Deri teması söz konusuysa, kaşıntı,
tahriş ve yaralarda belirginleşme olur. Besinlerle alınan yüksek
miktarlardaki siyanür de yine solunum darlığı ve derin nefes alıp
verme, bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanır.
4. Düşük
düzeyde siyanüre uzun süre maruz kalma sonunda solunum güçlükleri,
kalp ağrısı, kusma, kan değişiklikleri, baş ağrısı ve tiroit
bezinde büyüme ortaya çıkabilir. Kanda siyanür düzeyi yüksek olan
kişilerde ayrıca, el ve ayak parmaklarında zayıflama, yürüme
güçlüğü, görmede bozukluk, sağırlık görülebilir.
•
Altın için hava, su ve toprak siyanürle zehirlenmeden önce, arama
çalışmaları yapılıyor ve tonlarca toprağın, kayanın altı üstüne
getiriliyor! 1 gram altın için ortalama 1 ton toprak kazılıyor,
ağaçlar kesiliyor, ormanlar yok ediliyor. Kesinlen ağaçların yerine
fidan dikerek yok edilen ormanlar geri de getirilemiyor. Ormanlık
alanların katline fiyat biçip rüşvet vererek bu katliamlarını da
hayır işliyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar!
• Altın,
doğrudan işletmeciliğini yapan şirketin oluyor. Örneğin, Afrika'nın
üçüncü büyük altın ihracatçısı olan (2006'da 56 tondan fazla) Mali,
her nedense hala dünyanın en fakir üç devleti arasında! Yani altın
arayarak ve altın çıkararak yaptıkları katliamlar yine yanlarına kâr
kalıyor gaspçıların! Papua Yeni Gine, Fiji, Fildişi Sahili,
Zimbabwe, Zambiya, Zaire, Kolombiya, Şili, Uruguay gibi ülkelere
kalan da zehirli mezarlıklar oldu sadece!
• Bu toprakları
zehirli bir yığına dönüştürüp altınları gasp edecek mezar
kazıcılarının her biri 8 yıllık katliam sürecinde trilyonlarca kar
edecek! Başlı başına bir cinayet olan 2-3 yıllık arama süreci bile 1
milyon dolar gerektiriyor. 20 milyon “yoksul” insanın yaşar gibi
yaptığı bu topraklarda Azrail gibi aştın aranırken, kasalarda ve
yastık altlarında 5000 ton civarında altın olduğu tahmin ediliyor.
Gaspçı altın şirketlerine bakılırsa
6500 ton da toprak altındaymış! Toprağın altından çıkarılacak
altınla kurnazlık edip “altın gelecek yerden Kaz esirgemeyenlerin”
açgözlü küçük hesapları, nesiller boyu
sürecek
büyük katliamlara sebep olacak sadece! Öyle kimseye de iş-aş
yalanlarını da sallayamazlar; kazdıkları madenlerde fazla köle
istihdamı yapmıyorlar.
• Devlet-şirket
el ele, gasplar şahane! Nükleer ölüm meselesinde son Güler olduğunu
zanneden bakan kör Hilmi, altın arama ve çıkarma konusunda neden
“rahatsız” olunduğunu anlayamıyor ya, işte bu yüzden 17 mezar kazıcı
gaspçıya arama ruhsatı verilmiş durumda. Katil altın şirketleri, bir
yerlerde mezarlıklar kazmaya devam ederken başka yerlerde bakalım
neler oluyor:
1. Alman
Parlamentosu, 2001'de Avrupa Birliği düzenlemelerini gerekçe
göstererek siyanür kullanılmasına hiçbir hükümet biriminin
siyanürle altın çıkarmaya izin veremeyeceğine karar verdi.
2. Çek
Cumhuriyeti 2001'de siyanürle altın çıkarılmasını yasakladı.
3.
Yunanistan'da 2002'de siyanürle altın çıkarmak isteyen bir
firmanın ruhsatı iptal edildi ve siyanürle altın arama yasaklandı.
4. Romanya'da
2000'de yaşanan bir siyanür sızıntısı sonrası Macaristan ve
Yugoslavya'dan geçen Tuna Nehri kıyılarına binlerce ölü balık
vurdu. Romanya, AB düzenlemelerini kabul ederek siyanürlü altın
çıkarılmasını yasaklamaya hazırlanıyor.
5. ABD'de,
Wisconsin ve Montana eyaletlerinin tamamında, Colorado eyaletinin
5 ayrı bölgesinde siyanür kullanılarak altın çıkarılması
yasaklanmış durumda
Kaz dağlarında
ve bu toprakların hiçbir yerinde siyanürlü mezar kazıcılara yer yok!
Siyanürlü
Altına İnat Yaşasın Hayat!
|