Anti-Nükleer Haberler:


Anti-Nükleer Cephe
Web Sitesi

%52 Ana sayfa

 

• Nerdeyse 4500 yıldır iktidar ve çıkar ilişkilerinin süsü olan altının tarihi kanlı bir tarihtir. Para olmuş, krallara, imparatorlara taç olmuş, imparatorlukların “keşfettikleri” yerlerde katliamlarının, savaşların sebebi olmuş en önemli ticari değişim ve birikim aracıdır. Açgözlülüğün, sahip olma hırsının, korkunun, iktidarın sembolüdür. Dünya tarihindeki bütün katliamlar, talanlar, savaşlar, gasplar tarihe altın harflerle yazılmıştır. İnkaların hazineleri, Afrikalıların altın yatakları onların felaketi oldu ve olmaya devam ediyor. Bu topraklarda, siyanürden çok önce de altın cinayetlere neden olmuştur; Ermenilerin altınları soykırımcıların avuçlarını kaşındırmıştır mesela.

 

• Yaklaşık bir yüzyıldır da siyanürlü-zehirli bir tarihi var altının. İnsanların mutlu günlerinde; doğumlarda, düğünlerde, sünnetlerde taktıkları altınlar hep başkalarının felaketiydi. Ama artık yeni doğmuş bir bebeğe takılan altın belki de onun hayatını elinden alacak; çünkü onu çok seven anası, babası hayatı, doğayı, canlıları onunla değiş tokuş ediyor! Çünkü altın çıkarmak için kullanılan siyanür bilinen en tehlikeli zehirlerden biri ve altın gaspçıları kazdıkları mezarlarda tonlarca siyanürlü atık üretiyor.

Siyanür

1. Siyanür asidin 50 miligramı, bir insanı öldürüyor. Siyanür dokulara oksijen taşıyan hemoglobini indirger, yani kanın oksijen taşıma özelliğini yok eder. Hava, su, yiyecekler ve temas yoluyla vücuda geçer. Atık sular litresinde 0.1 mg üzerinde siyanür içerse bile balıkların ve çoğu su canlılarının ölümüne sebep oluyor.

2. Siyanür solunum yoluyla bile öldürücü etki gösterir. Isıya maruz kaldığı durumda ayrışmaya başlar ve zehirli duman çıkarır. Bu zehirli dumana maruz kalmak, beyin, akciğer ve kalp üzerinde kısa sürede etki yapar, komaya ve ölüme neden olur.

3. Yenilip, içilmesi ve dokunulması durumunda da hızla zehirlenme etkisi gösterir. Vücuda geçtikten sonra son derece hızlı bir şekilde dolaşım sistemine ulaşır. Deri teması söz konusuysa, kaşıntı, tahriş ve yaralarda belirginleşme olur. Besinlerle alınan yüksek miktarlardaki siyanür de yine solunum darlığı ve derin nefes alıp verme, bilinç kaybı ve ölümle sonuçlanır.

4. Düşük düzeyde siyanüre uzun süre maruz kalma sonunda solunum güçlükleri, kalp ağrısı, kusma, kan değişiklikleri, baş ağrısı ve tiroit bezinde büyüme ortaya çıkabilir. Kanda siyanür düzeyi yüksek olan kişilerde ayrıca, el ve ayak parmaklarında zayıflama, yürüme güçlüğü, görmede bozukluk, sağırlık görülebilir.

• Altın için hava, su ve toprak siyanürle zehirlenmeden önce, arama çalışmaları yapılıyor ve tonlarca toprağın, kayanın altı üstüne getiriliyor! 1 gram altın için ortalama 1 ton toprak kazılıyor, ağaçlar kesiliyor, ormanlar yok ediliyor. Kesinlen ağaçların yerine fidan dikerek yok edilen ormanlar geri de getirilemiyor. Ormanlık alanların katline fiyat biçip rüşvet vererek bu katliamlarını da hayır işliyormuş gibi göstermeye çalışıyorlar!

• Altın, doğrudan işletmeciliğini yapan şirketin oluyor. Örneğin, Afrika'nın üçüncü büyük altın ihracatçısı olan (2006'da 56 tondan fazla) Mali, her nedense hala dünyanın en fakir üç devleti arasında! Yani altın arayarak ve altın çıkararak yaptıkları katliamlar yine yanlarına kâr kalıyor gaspçıların! Papua Yeni Gine, Fiji, Fildişi Sahili, Zimbabwe, Zambiya, Zaire, Kolombiya, Şili, Uruguay gibi ülkelere kalan da zehirli mezarlıklar oldu sadece!

• Bu toprakları zehirli bir yığına dönüştürüp altınları gasp edecek mezar kazıcılarının her biri 8 yıllık katliam sürecinde trilyonlarca kar edecek! Başlı başına bir cinayet olan 2-3 yıllık arama süreci bile 1 milyon dolar gerektiriyor. 20 milyon “yoksul” insanın yaşar gibi yaptığı bu topraklarda Azrail gibi aştın aranırken, kasalarda ve yastık altlarında 5000 ton civarında altın olduğu tahmin ediliyor. Gaspçı altın şirketlerine bakılırsa 6500 ton da toprak altındaymış! Toprağın altından çıkarılacak altınla kurnazlık edip “altın gelecek yerden Kaz esirgemeyenlerin” açgözlü küçük hesapları, nesiller boyu sürecek büyük katliamlara sebep olacak sadece! Öyle kimseye de iş-aş yalanlarını da sallayamazlar; kazdıkları madenlerde fazla köle istihdamı yapmıyorlar.

• Devlet-şirket el ele, gasplar şahane! Nükleer ölüm meselesinde son Güler olduğunu zanneden bakan kör Hilmi, altın arama ve çıkarma konusunda neden “rahatsız” olunduğunu anlayamıyor ya, işte bu yüzden 17 mezar kazıcı gaspçıya arama ruhsatı verilmiş durumda. Katil altın şirketleri, bir yerlerde mezarlıklar kazmaya devam ederken başka yerlerde bakalım neler oluyor:

1. Alman Parlamentosu, 2001'de Avrupa Birliği düzenlemelerini gerekçe göstererek siyanür kullanılmasına hiçbir hükümet biriminin siyanürle altın çıkarmaya izin veremeyeceğine karar verdi.

2. Çek Cumhuriyeti 2001'de siyanürle altın çıkarılmasını yasakladı.

3. Yunanistan'da 2002'de siyanürle altın çıkarmak isteyen bir firmanın ruhsatı iptal edildi ve siyanürle altın arama yasaklandı.

4. Romanya'da 2000'de yaşanan bir siyanür sızıntısı sonrası Macaristan ve Yugoslavya'dan geçen Tuna Nehri kıyılarına binlerce ölü balık vurdu. Romanya, AB düzenlemelerini kabul ederek siyanürlü altın çıkarılmasını yasaklamaya hazırlanıyor.

5. ABD'de, Wisconsin ve Montana eyaletlerinin tamamında, Colorado eyaletinin 5 ayrı bölgesinde siyanür kullanılarak altın çıkarılması yasaklanmış durumda

Kaz dağlarında ve bu toprakların hiçbir yerinde siyanürlü mezar kazıcılara yer yok!

Siyanürlü Altına İnat Yaşasın Hayat!
 

 

Haftanın Altın Gübresi

Alıverir bir yazlık, herkese atar bir kazık!

Atom Hilmi, al Gül’üm ver Gül’ümle enerjik enerjik gittiği Kazakistan’dan dönüşünde küçük bir nükleer bomba daha patlattı! Nükleer ölüm santraline karşı hayat diyenler ve özellikle çok sevgili Sinoplular… Eğer burnunuzun dibine saatli atom bombası yerleştirilmesine razı gelirseniz, Atom Hilmi ile komşu olabilirsiniz! Çünkü Sinop’a nükleer ölüm santrali yapılırsa Atomla Kafayı Bozmuş Olduğu İçin Ne Dediğini Bilmeyen Hilmi de Sinop’tan yazlık alacak!

>>>