Nükleerci katiller saatli atom bombalarını
Sinop ve Mersin’e dikme planlarını açıkladı
Kuzeyden ve güneyden saldırıyorlar!
13 Şubat 2007 Çarşamba
Nükleerci
katiller, saatli atom bombalarını dikmeye çalışacakları yerlerden
ikisinin Mersin ve Sinop olduğunu dün (12 Şubat 2008) açıkladı! Bu
topraklarda hayata karşı başlatılmış nükleer saldırının hatlarının
biri yaşadığımız toprakların kuzeyinden, diğeri güneyinden geçiyor.
Toplam 5 bin megavatlık saatli atom bombaları, üç parça halinde, ama
önce saatli atom bombası yerleştirilmesi lisansı verilmiş Mersin
Akkuyu’ya yerleştirilecek ve ilk nükleer cinayet ihalesi, Akkuyu’nun
Atomkuyusu haline getirilmesi için açılacak.
Böyle Olacaktır
Türkleerin Atomla Macerası: Sene 1, Yangın 1!
Kopacaktır vaat ettiği kıyamet nükleerin;
Kim bilir belki yarın,
belki yarından da yakın!
1 Şubat 2007 Cuma
Türkleer’in atomla imtihanı
epeyce hararetli sürüyor… Öyle ki Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun,
Ankara’nın Sarayköy ilçesinde kurduğu “çok amaçlı” nükleer tesiste
yangın çıktı! Nükleer tesisteki yangın, mesai saatleri dışında
çıkmış, müdahale için gelen itfaiye, özel izin gerektiren kartlarla
açılabilen kapıları tabii ki açamamış ve kapıda kalakalmış. “Yetkisi
olmayan” itfaiye böylece, bir süre nükleer yangını seyretmiş zorunda
kalmış. Daha sonra yetkili nükleer şahısların teşrifiyle itfaiye
yangına müdahale edebilmiş ve yangın çok büyümeden kontrol altına
alınabilmiş. İtinayla gözlerden ırak tutulan bir nükleer olay daha…
İşte böyle olacaktır Türkleerin atomla macerası: Sene 1, yangın
1!
Türkleer ölüm pazarı kurulacak,
saatli atom bombası da ABD’den!
Bu
toprakların küresel gasp senaryoları ve saldırılarının üssü haline
getirilmesi macerası nükleerLEŞiyor! II. Bush’un izniyle Türkleer
pazar kuruluyor. Türkiye Devleti’nin küresel gasp düzeninin bir
bölgesel üssü olma sürecinde, koltuklara yerleştiğine kanaat
getirilen Atom Kulübü Pervanesi hükümetinin çoğunluk diktatörlüğüne
verilen ihaleler, bu coğrafyada yaşayan milyonlarca insanın
geleceğini yok edecek kalibrede; maşallah! Soğuk Savaş’ın “İleri
Karakolu”, nükleer silah deposu Türkiye Devleti, medeniyetler
çatışırken nükleer silah karaborsasıyla olan macerasını da
resmileştirdi. Bundan iyisi nükleer santral!
Atomcu Katiller Patırtısı yeni eylem planını
açıkladı
“Nükleer atom bombasını
ne zaman patlatıyoruz Hilmi?”
Al
Gül’üm ver Gül’ümlü AKP’nin 2008–2012 yıllarına yönelik “tuttuğunu
sat- parsayı kap-sadaka at” planları açıklanmış bulunuyor.
60. Hükümetin gasp ve talan
planında en fazla faaliyet “yürütmek”le sorumlu olan bakanlıklardan
biri, başında Atom Hilmi’nin olduğu Enerji Bakanlığı. E, gasp ve
talan çarkları neyle dönecek!
“Devlet şirket el ele,
gasp şahane” trajik komedyasından bir fasıl…
Milli Müdafaa gereğidir:
Efemçukuru, Ölümçukuru olacak!
Altın
çıkarmak için mezarlar kazan gaspçı katiller ve bunların sadık
hizmetkârı devlet yine işbaşında! Yine bir, bu topraklarda yaşayan
insanlar ve tüm canlıların hayatlarının ve geleceklerinin hedef
olduğu bir milli müdafaa durumu! Bu “milli müdafaalar”dan bizi ancak
ve ancak biz kurtarabiliriz! “Nerde bu devlet” diye acıyla çağırılan
gasp aygıtı tabii ki devlet efendilerinin pis işlerini görmekle
meşgul oluyor; hep öyle oldu, hep de öyle olacak. Ve nihayet
Efemçukuru’ndaki 35 parsel de canlıların kıyımıyla kutsanıp
Ölümçukuru oldurulacak. Küresel gaspın eline bakanlar kurulu
kararıyla…
Atom
Hilmi Nükleer Ölüm İhalesi Peşinde Nükleer Ölüm Kriterleri Açıklandı!
Atom
Hilmi ve nükleer bürokrasisi, nükleer ölüm pazarlama toplantısıyla
ölmeye, öldürmeye, öldürülmeye, tabutlara alışmış/alıştırılmış bu
toprakların insanlarına nükleer ölüm fermanlarını açıkladılar. İdam
fermanı, nükleer ölüme mahkum edilenin boynunda… Merak etmeyin,
ölecekseniz ama %60 oranında nükleerci Türk gaspçıları tarafından
katledileceksiniz. Yani Türk nükleercilerine emanet edileceğiz!
Öyleyse, ne mutlu Türkleerden ölene!
Al Gül’üm Ver Gül’üm!
Onlar ceplerini doldursun, bize nükleer ölüm!
20 Kasım 2007 Salı
Başladı, bütün köşe başlarını tutmuş AKP’nin
nükleer saldırısı! Artık nükleer rantı kimin olacak diye bir kavga
yok; hayat üzerine oynanan bu kumarda kazanacaklar ve yedi ceddiyle
kaybedecekler belli! AKP’li ölüsevici gerontokratlar ve gaspçı
katiller ceplerini doldururken, bütün insanlar ve canlılar
mezarlıkları, en iyi ihtimalle hastaneleri dolduracak! Gençleri
tabutta seven, polisi infazlara azmettiren, altın gelecek yerden Kaz
dağlarını esirgemeyen, enerji krizi yalanlarıyla ölüm santrallerini
pazarlayan “Ben halkımın ölüsünden, dirisinden, katilinden,
katledilmişinden para kazanırım” diyen 301’ci AKP, Gül’ünü
cumhurbaşkanı yaptıktan sonra nihayet Al Gül’üm Ver Gül’üm
kumpanyası sahnede! Çankaya’nın dikenli Gül’ü, nükleer ölüm yasasını
onayladı; gelsin şimdi nükleer ölümle ceplerini dolduracak gaspçı
katiller meydane! Nasıl olsa, olan gerontokrat gaspçılara değil,
daha doğmamış olanlara olacak! Ama hala utanmadan konuşuyor,
koşuşturuyorlar! Çok aceleleri olduğu anlaşılıyor; emir büyük yerden
olmalı! Sokaklar linç makamındayken, “operasyon” olacak mı olmayacak
diye fallar açılırken bir de baktık ki daha beter bir katliam
Gül’lerle süslenmiş!
Havasına, suyuna, taşına, toprağına siyanürün
karıştığı, yaklaşık 50 milyon insanın betonarme mezarlıklarda deprem
beklediği, topraklarından zehirli varillerin çıktığı, gençlerin linç
müsabakaları, kullan-at katil olarak istihdam edildiği, dağlarda
birbirini öldürdüğü, gerontokratların genç tabutlarına basıp esip
savurduğu bu topraklarda patlatacakları son büyük bomba nükleer
bomba mı olacak? Hayır! Yasalı, ruhsatlı saldırılarına izin
vermeyeceğiz! Nükleer bombalarını burnumuzun dibine
yerleştiremeyecekler, havamızı, suyumuzu, toprağımızı
kirletemeyecekler, cinnet vatanı bir de nükleer atık çöplüğüne
çeviremeyecekler! Nükleer katliamın kurdelesini kesemeyecekler! Son
Gül’en Hilmi değil, yaşasın hayat diyenler olacak!
Nükleere inat
yaşasın hayat!
Çevre
ve rant bakanı Eroğlu'nun şüphesini gideriyoruz -
19 Kasım 2007 Pazartesi
Yine geliyorlar,
havamızı, suyumuz, toprağımızı zehirlemeye… Bu kez siyanürle saldırıyor
gaspçı katiller! Bergama’da, Eşme’de yaptıklarından sonra şimdi de Kaz
dağlarını siyanürle dağlamaya geldiler, öyle mi? Kaz dağlarının altını
oyarak, çıkaracakları altınlardan bahsediyorlar pişkin pişkin. Kaz dağlarında
sadece mezar kazacaklarını bilmediğimizi mi, zehirli altınlarıyla gözlerimizi
kör edebileceklerini mi sanıyorlar? Sanki hiçbir maliyeti yokmuş, altın
için Kaz dağlarını kazmamak enayilikmiş gibi atıp tutuyorlar. Kaz dağlarında
ne yapacaklarını biz çok iyi biliyoruz; tüm canlılar için mezarlar kazmaya
geliyorlar! “Hayvanların anası, bin pınarlı İda”nın bağrı kazarak çalacakları
altınlar gaspçıların ceplerini doldururken Kaz dağlarının altını boşaltacaklar;
hesapta…
Kandaki oksijeni
yok eden siyanür gibi dünyanın oksijeni en bol yerlerinden biri olan
Kaz dağlarında oksijen bırakmayacak siyanürcü katiller. 1 gram altın
için 1 ton toprak kazacak, altın için cennet gibi toprakların, hayat
membaının altını üstüne getirecekler. Kullanacakları 400 bin ton siyanürün,
100 bin tondan fazlası havaya karışacak. Sadece köknarlar değil, Kaz
dağlarında kök salmış ne varsa hepsi, üzerinde bir daha asla ot bile
bitmeyecek toprak yığınlarının altında kalacak. Siyanürcü katiller,
ceplerini doldurmak için Çanakkale ilinin kullandığı kadar, su kullanmakla
kalmayacaklar, daha şimdiden çamur akıtmaya başladıkları pınarlardan
denizlere de zehir akıtacaklar.
Hayır! Kazın
ayağı öyle olmayacak! Yok öyle yağma, yok öyle talan! Kaz dağında mezar
kazamayacaklar!
Altın gelecek
yerden Kaz esirgenmez diyerek kimseyi kandıramazlar!
Hayvanları öldürerek,
sadece Kaz dağlarında yetişen türleri, geniş ormanları yok ederek elde
edecekleri altınlar Sarıkız’ın saçlarından, Kaz dağlarının hayat dolu
yamaçlarından daha değerli olamaz. Doğumda, sünnette, düğünde, “mutlu
günler”de takılan altınlar hep başkalarının felaketiydi; ama topraklar
zehirlendikten, sular kirlendikten, ormanlar yok edildikten sonra o
altınlarla kimsenin mutlu günü olmayacak! Yaşanacak toprak, solunacak
hava, içecek berrak sular, sırtını yaslayacak ağaçlar yoksa hayat da
yok, gelecek de! Biz ölüm değil, hayat solumak istiyoruz. Siyanürcü
katilleri de, kazacakları mezarlardan ölüm getirecek altınları da istemiyoruz.
Siyanürlü gaspçıların, nükleerci katillerin, turizmci yalancıların
suçuna 'sus payı'yla ortak olmayacak, hayatı talan etmelerine
seyirci kalmayacağız! Altın için
hayatı ayaklar altına alan gaspçılara izin vermeyeceğiz.
Kaz dağlarında
mezar kazıcılara yer yok!
Siyanürlü katillere
hayır!
Haftanın Altın
Gübresi
Alıverir bir yazlık,
herkese atar bir kazık!
Atom Hilmi, al Gül’üm ver
Gül’ümle enerjik enerjik gittiği Kazakistan’dan dönüşünde küçük bir
nükleer bomba daha patlattı! Nükleer ölüm santraline karşı hayat diyenler
ve özellikle çok sevgili Sinoplular… Eğer burnunuzun dibine saatli atom
bombası yerleştirilmesine razı gelirseniz, Atom Hilmi ile komşu
olabilirsiniz! Çünkü Sinop’a nükleer ölüm santrali yapılırsa Atomla Kafayı
Bozmuş Olduğu İçin Ne Dediğini Bilmeyen Hilmi de Sinop’tan yazlık alacak!